Mesajlar Etiketlendi ‘Çanlı Kapı’

5Kendisini; “Kimine göre hoş adam, ama boş adam. Kimine göre de iyi adam, aykırı adam… Bana göre insan olmaya çalışan, çıraksı duygularla dolu, yaşamdan yana ne varsa soran, sorgulayan, ermişin dergâhında kaya tuzu yalamayı öğrenmeye çalışan bir adam. Şuralıyım, buralıyım ne önemi var. Dünyalıyım der geçerim… Şiirin tadını dudaklarıma bulaştırdım ya, hangi dünyada olursa olsun, şiir dudaklı kadınları hep öperim. Bu yüzdendir ciğerlerimdeki izlerin mucizesi… Bu yüzdendir yaşadığım kentin dudaklarına şiir bulaştırmam… Bu yüzden…” diye açıklayan İsmail Çankaya ile edebiyat ve şiir üzerine konuştuk.

Söyleşi: Bilge Nur Kenet

 

“Masamdaki Oyun” ilk şiir kitabınız. Bu kitaba kadar yazıyla ilişkiniz ve kişisel geçmişinizle ilgili okurlarımız için neler söyleyebilirsiniz?

2

İsmail Çankaya

Ben Denizli’de büyüdüm. Lise yıllarımda dağlarda çobanlık yaptım. Bizim çevremizde halk ozanları vardı. Onlardan güzel sözler duyardık. Benim şiir hayatımda böyle başladı. Önümüzde keçiler, koyunlar ve onun arkasında yalnızlık insanları çok farklı duygulara iter. Bu farklı duygularda bizim yakaladığımız anlar zaten şiirin kendisidir. Ben bunu yıllar sonra öğrendim. Eğitim hayatım İlkokuldan Lise yıllarıma kadar hep tekrarlarla devam etti. Hep sınıfta kalmam şiir yüzündendi desem yalan olmaz. Bilmiyorum ama ben hep duygularımla yaşıyorum. Şu an 60 yaşındayım hala duygularımla yaşıyorum. Bundan zarar gördüm mü? Evet gördüm. Peki, bundan mutlu oldum mu? Evet oldum. Neden? Çünkü çevremdeki insanlara şiirle yaklaşmak beni hep mutlu etti. Her Anadolu çocuğunun hayatını zorluklar içerisinde geçtiği gibi bizde o zorluklarla şiir yazdık. Daha sonra lise yıllarında bir kız sevdim. Bu kız, anamdan ablamdan sonra kendime en yakın gördüğüm kişiydi. O bana hiç bakmadı. Çünkü benim ceketim yamalıydı. Ayakkabılarım lastikti. Ve ben liseden o şekilde mezun oldum. Babam şiir yazdığımı duyunca, ‘Allah aşkına oğlum boş işlerle uğraşma derslerine bak demişti.’ Babam artık hayatta değil bu durum beni duygulandırıyor. Çünkü ‘Çanlı Kapı’ şiir kitabımda babama mektup yazdım. Öğretmenler gününde o şiir büyük beğeni aldı…

İsmail Çankaya

İsmail Çankaya

Daha sonra edebiyat eğitimi aldım. Eğitim alınca şairleri, yazarları tanıma şansım oldu. İstanbul’da öğretmenlik yaparken Rıfat Ilgaz’ı, Ahmet Arif’i, Aziz Nesin’i, Uğur Mumcu’yu, Necip Fazıl’ı tanıdım. Mesela Necip Fazıl’ın Fatih’teki sohbetlerine yetişebildim ben. Atilla İlhan’ın Şişli Halaskar Gazi caddesinde her sabah saat:10.00-12.00 arası yaptığı söyleşilere yetişebildim ben. Yusuf Hayaloğlu çok yakın arkadaşım zaten. Ve gerçekten paylaştığımız çok güzel günler oldu. Hep yakınımdaki insanlar şiirdi. 1997 senesinde Bülent Aydınel’i tanıdım. Bugün yaşayan en büyük şairlerden birisidir. Bülent Aydınel’in dershanesinde 3 sene öğretmenlik yaptım. O zamanlarda gerçekten yaşça benden küçük ama sanatça benden çok ileri olan bir insandan çok şey öğrendim. Böyle bir şairler harmanı içerisinde gazetecilik ve radyoculukta yaptım. Kocaeli’nin şiir dinletilerini birçok kez ben gerçekleştirdim. Osman Hamdi Bey’de, Çayırova Kültür merkezi’nde, Kale’de şiir organizasyonları yaptım. Organizatörü, sunucusu, yönetmeni bendim. 3 senedir bu etkinlikler yapılmıyor. Bu sene yapılacağına inanıyorum. Hala Kocaeli Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yazı inceleme kurulu başkanıyım. Yani Sansürcü başıyım. (Gülüşmeler) ama hiçbir yazıyı reddetmeyiz. Okuldaki öğrencilerimle mutlaka bir şiir dinletisi yaparım. Şiir yaşamın kendisidir. Şiirin penceresinden dünyaya bakarsanız sevgi görürsünüz, paylaşım görürsünüz. Şiir bambaşka bir şeydir.

Şiirlerinizin konusu nedir? Bir şair dünyanın gürültüsünden, güzelliklerinden nasıl etkilenir ve bu durum sizin şiirlerinize nasıl yansır?

Ben kendimi hep şöyle değerlendiririm. Anadolu’da bir Hacıbektaş Veli’yim. Konya’da bir Mevlana’yım. Türkçede ve sevdada bir Yunus Emre’yim. Onların hoşgörüleri, sevgileri, sevdaları, insana bakışı, mecazi aşktan ilahi aşka yönelmeleri… Ben ilahi aşkı sadece Allah sevgisi olarak görmüyorum. İnsanları sevebilmekte, kırmamakta ilahi aşktır. Öğrencilerine şiir yazan çok az şair tanırım. Ben öğrencilerime de şiir yazarım. Benim şiirlerime baktığınız zaman Anadolu, aşk, öğrenci, eğitim kokar. Böyle kocaman kocaman laflar etmiş olmayayım ama kitabımda şöyle bir şiir var; ‘Ağlama Güzel Gözlü Kız’ diye. O zamanlar Yozgat’ta bulunduğum okulumdan İstanbul’a tayinim çıkmıştı. Öğrencilerim çok üzüldü. Öğrencilerin ağlaması çok içtendir, doğaldır. Çocuklar da bahçede toplanmışlar bana veda ediyorlar. Bir kızımız da biraz durumu kötü, elleri arkasında geldi yanıma. ‘Hocam ben size bir şey alamadım. Ama hava soğuk olduğu için sobanın arkasında sizin için soğan yetiştirdim’ dedi. Benim için bir tane yeşil soğan yetiştirmiş. Şu anda bile hatırlayınca duygulandım. O zaman yazdım;

Ağlama güzel gözlü kız,

gözyaşların boncuk boncuk dizilmiş yanaklarına

gideceğimi bile bile sevdin ağlama

ayakların kaldırım taşlarına değmesin

yemin ediyorum

sen tanıdığım en güzel insansın.

zaman

hesap görme zamanı değil direnme zamanı

bekle beni döneceğim

hangi gecenin, hangi şafağında vurulmazsam eğer sırtımdan kahpece

alnımda tebeşir lekesi ve sırtımda beyaz önlüğümle döneceğim sana

biliyorum sen olmayacaksın

gözlerimi sereceğim dört bir yana bilirsin

hiçbir kavga öldürmedi beni bir tek senin yokluğun öldürür beni

 

Sevgileri ölçemezsiniz. Bir sevgilim vardı bu şiiri onun içinde söylemiştim. Sevginin sınırı yoktur.

Örnek aldığınız bir şair var mı? Bu şairlerin sizi etkileyen yönü nedir?

Şiir, Adem ve Hava’dan beri var. Havva güzel sözler söylemiş ve Adem’i kandırmış. Şiir o kadar güçlü bir şey ki, Tanrı’ya bile isyan ettirmiş. Şiirin delemeyeceği barikat, aşamayacağı zorluk yoktur. Bugünkü cumhurbaşkanı şiir okumuş ve hapse girmiştir. Kanuni Sultan Süleyman bir padişahtır ve aynı zaman da bir şairdir. Benim en çok sevdiğim şairlerden birisi Fuzuli’dir. Onun ‘Şikâyetname’ sini çok severim. ‘Selam verdim rüşvet diye almadılar’ diyerek 16. yüzyıla toplumsal bir bakış yapmıştır. Divan edebiyatının en güzel gazellerini de Baki yazmıştır: ‘Meclis-i Şuara’ yani şöyle toparlayacak olursak sosyal konuları işleyen Mehmet Akif Ersoy, Necip Fazıl Kısakürek, İbrahim Karakoç, İlhan Berk, Can Yücel, Nazım Hikmet… O kadar çok şair var ki hepsinin beni etkileyen bir yönü vardır. Aziz Nesin’i hepimiz gülmece ustası diye biliriz ama çok güzel şiirleri vardır. Her zaman gördüklerimden bildiklerimden ilham aldım. Şiire hiçbir zaman politik yaklaşmam. Güzel sözcükler seçen, güzel yazan, konuyu güzel aktaran bütün şairlere aşığım. Hepsinden okuyabildiğim kadar etkilendim. Ünlü fütürolog John Naisbitt, “Milli eğitim bakanı olsam sınıflara birer şair koyardım” diyor. Ne kadar doğru ve güzel bir söz.

İlk kitabınız “Masamdaki Oyun” kitabının çıkış öyküsü ve “Çanlı Kapı” kitabınızın kapak fotoğrafının manası nedir?

çanlı kapı2005 yılı benim için hem mutlu hem de zor bir yıldı. 2005 yılında bir rahatsızlık yaşadım. O dönemde Gebze Demokrat Gazetesi’ne köşe yazarlığı yapıyordum. 13-14 gün Çapa’da kaldım. Ameliyat geçirdim. Bu arada gazetedeki arkadaşlar mesela o zamanlar gazetenin patronu olan Gülen Hanım’ın bu kitabın basılmasında çok büyük bir emeği vardır. Ben hastanede olduğum için kitabın editörlüğünü dahi yapamadım. Şiirlerim hep vardı ve birçoğu da gazetede yayınlanmıştı zaten. Rahatsızlığımı şiirler sayesinde yendim, öyle düşünüyorum. “Ben bir dize için ömrümü verdim. Biliyorum bir dizeye ömrüm yetmeyecek.” O zamanlarda yazılmış bir sözdür. Herkesin masasında bir oyun vardır. Hayatta bize verilen roller ve gerçekleştirmemiz gereken sorumluluklar ‘Masamdaki Oyun’ kitabının isim anlamı budur. Türkiye Edebiyatçılar Derneği tarafından da ödüle layık görülmüş bir kitaptır.

Yandaşlarım aniden yenik düşse de ölüme

Beni teslim almak o kadar kolay değil.

Yaşamak Azrail ile dalga geçmekse

He hey!

Ben dalgamı çoktan geçtim.

Üşüyorum canımın içi üşüyorum…

Korkular dağlardan, şehrimize mi indi?

 

( Çanlı Kapı – Babama Mektup’ dan alıntıdır. )

Çanlı Kapı kitabında ‘Babama Mektup’ şiirim herkesi ağlatır. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından öğretmenler gününde ödül aldı. Çanlı Kapı kitabının kapak fotoğrafını yeğenim çekti. O gördüğünüz kapı artık hiç açılmıyor. Nedeni; bu kapı babamın yani benim doğup büyüdüğüm evin kapısıydı. Biz 5 kardeşiz ve bu kapının arkasında 100 yıllık bir ev var. Biz bu evi bir türlü paylaşamadık. Bayramda gittim evin kapısı örümcek ağlarıyla dolu içeride fareler dolaşıyordu. Canım sıkıldı. Eşimi alıp tatile gittim. Ben de, millet gibi oturup güneşte kızardım. Yani bir baba 5 evladına da sahip çıktı, baktı, büyüttü. Ama 5 evlat bir babasına sahip çıkamadı. Bir evi paylaşamadı.

İyi şairler ve yazarları ayırt etmek için artık ne yazık ki en çok satanlar listesine ve sosyal medya kullanım yoğunluğuna bakılıyor? Siz bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz?

Şiirleri ticari düşünmek halkın kültür düzeyini düşürür. İzmir’de bir arkadaşım var dergi sahibi. Rica etti bir tane şiirimi gönderdim. Arkadaşım, hocam bu ay 200 tane fazla dergi sattık şiiriniz sayesinde diye arayıp teşekkür etti. Benim farklı şehirlerde öğrencilerim oluyor onlara kitaplarımdan gönderiyorum. Türkiye’ye gelen bir turiste kitabımı imzalayarak verdim.

Almanya’da bir kütüphanede, Türk bayrağı, Kuran-ı kerim ve benim kitabım yan yana sergileniyor. Arkadaşım bana fotoğrafını çekip gönderdi çok şaşırmıştım. Orada bir Türkiye köşesi yapmışlar ve benim kitabımda orada sergileniyor. Bunlar güzel. Ben bazı şeylerin, şiirin ağırlığına uymadığını düşünüyorum. Şiiri aşağıya çeker. Şöyle açıklayayım; bir kadın güzel değildir ama şiir yazdırır ağırdır. Yani kadın gibi kadındır. Kadın dediğin ağırlığıyla dökülür. Sizi davranışlarıyla, ağırbaşlılığıyla fetheder. Bir başka kadında çok güzeldir ama cıvık cıvık konuşur ve güler. Güzeldir, harikadır sizde gülersiniz ama bu kadar. Şiirde böyledir ağır olması gerekir. Tabii ki şiir tanıtılmalı ama şiiri aşağıya çekecek araçlar kullanılmamalıdır diye düşünüyorum. Sosyal medya şiiri hafifletiyor.

Son olarak gençlere şiir ve edebiyatla ilgili tavsiyeleriniz nedir?

Şiirle uğraşmalarını istiyorum. Ucundan kenarından edebiyata bulaşsınlar. Edebiyat dergilerini takip etsinler. Onlara sahip çıkıp okusunlar. Şiire Emek veren herkes şair olur. Siz güzel söz söyleyemiyor musunuz? Söylüyorsunuz. Siz birisini sevmiyor musunuz? Seviyorsunuz. Siz üzüldüğünüz zaman ağlamıyor musunuz? Ağlıyorsunuz. Başkasının üzüntüsü sizi üzmüyor mu? Üzüyor. Şairlik maddi manevi emek ister.

İsmail Çankaya'ya verilen tebrik ve başarı plaketleri

İsmail Çankaya’ya verilen tebrik ve başarı plaketleri

IMG_4194

İsmail Çankaya’ya bu güzel söyleşi ve değerli bilgilerini paylaştığı için teşekkür ederim.

Reklamlar