‘HABER / GÜNCEL’ Kategorisi için Arşiv

 

Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü görevinde iken 24 Ocak 2001 günü saat 17:40 sıralarında makamından Valilik Binası’na makam aracıyla seyir halinde iken, Sezâi Karakoç Bulvarı üzerinde Et Balık Kurumu ile Eflatun Park arasında, kimliği belirsiz kişilerce pusuya düşürülerek açılan ateş sonucu olay yerinde şehit edildi. Bu cinayet hâlâ çözülememiş olmakla birlikte, Hizbullah tarafından işlenildiği iddia edilmektedir. Hakkında pek çok gazete yazısı ve kitap yazıldı. Ayrıca Gaffar Okkan’ın hayatını ve bu suikastı konu alan “3310 Öldürüldü” isimli kitap Emrah Gürkan tarafından kaleme alındı.

ali-gaffar-okan-medyatik-bakis

 

mujica 2

“En yoksul devlet başkanı olarak anılıyorum ama kendimi yoksul hissetmiyorum. Yoksul insanlar sadece pahalı bir hayat tarzına sahip olmayı sürdürmek adına çalışan insanlardır ve her zaman daha fazlasını, daha fazlasını isterler”

 

İzmir’i ziyaret eden Uruguay eski Devlet Başkanı Jose Alberto Mujica Cordano, söyleşi için geldiği Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde izdihama neden oldu. Jose Mujica, söyleşi sırasında kendisine yöneltilen soruları cevapladı. Nobel Barış Ödülü’nü reddetmesine ilişkin görüşleri sorulan Mujica, “Bu kadar savaş dolu bir dünyada ne yüzle Nobel Barış Ödülü veriyorlar? İşte bu yüzden şöyle düşündüm; ‘Ben bunu reddedeyim, başkası alsın.’ Çünkü dünyanın her köşesinde savaş var. Bu aslında bir depresyondur. Bugün teknolojik gelişme karşısında bile hala savaş var ve savaşın en büyük maliyeti hiç de savaşta sorumluluğu olmayan taraflara çıkıyor. Burada kimsenin kafa karışıklığı yaşadığını düşünmüyorum. Şöyle bir mevzu var; kavga etmenin başka türlü de yöntemleri vardır. Modern şekillerde, insanları organize ederek, onların gücünü, beynini kullanarak, insanların zihniyetini kullanarak da savaşsız mücadele mümkün. Böylece acılara da neden olmazsınız. Çünkü teknolojik gelişmeler ve ilerlemeler sadece zengin olanlara ve hükümetlere yarıyor. Bence dünyanın tüm halkları barış için, umut için bir araya gelmeli, savaşa hayır demeli” dedi.

Bir-Beş-Yıl-1

Yoksulların üzerinde çok fazla baskı olduğunu, fakir dendiğinde halktan değil bireyden bahsedildiğini ancak bunun tartışılması gerektiğini dile getiren ve sadece bir çantayla yaşamayı da öğrenmenin gerektiğini vurgulayan Mujica, “Çok az materyalle, çok az eşyayla. Bu, bu tarz bir algı. İşte o yüzden meslektaşlarımla, yoldaşlarımla, özgürlüğümüze düşkünüz, özgürlüğümüzü seviyoruz. Peki özgürlük nedir? Bireyselliktir. Çok fazla vakti olmaktır ve bu vakitte arzu ettiğini yapabilmektir özgürlük. Ama tabii ki diğerlerini yargılamadan. Bir şey satın aldığınız zaman bunu aslında parayla satın almıyorsunuz. Bu parayı kazanabilmek için yaşamınızdan bir zaman ayırıyor ve bu zamanla almak istediklerinizi alıyorsunuz. Eğer şansınız varsa, bu zamana sahipseniz; asıl zenginlik budur. Bazı eşyaları alırsınız, ama yaşamdaki zamanı satın alamazsınız. Süpermarkete gidip ‘Bana beş yılımı verir misiniz?’ diyemezsiniz” ifadelerini kullandı.

 

1.jpg“Sömürünün tanımlanması zorlaşmıştır, demiştim. Nüfus sorununu kentleşme eleştirisini bertaraf etmek için gündeme almak nereye kadar çözüm üretecek? Batı’da üretilen bilgi, “buluş“lar, Batı dışı halklar için hem pahalı hem de kültür dayatmacı bir ırkçılıktan besleniyor. İnsanlık 7 milyar nüfusa erişti ve sürekli artma terendi içinde bulunuyor. Batı buluşları bu nüfusun ihtiyaçlarını tekno-endüstriyel paradigması ile karşılamaya muktedir değil. Hızlı ulaşım için icat edilen otomobiller halen kentin bazı bölgelerinde karayollarından daha fazla mekân kaplıyor. 250 km. hız yapabilecek araçların saatte 10 km hızla seyrettiği trafik kentleri tehdit ediyor. Mimarların kullandığı beton tabiatın su kaynaklarını tüketme pahasına üretiliyor. Kent tabiata karşı yürütülen bir terörist saldırının aracıdır. Yaşadığımız kentte (İstanbul-Ankara diyelim) güvercin, serçe, saksağan, fare, sinek, kedi, köpek, martı dışında canlı bırakmadık. Dünya su krizinde iken mevcut suyu otomobilleri yıkamak için kullanıyoruz. Asfalt-beton malzeme ile toprağı katranlıyor, toprak canlılığını öldürüyoruz. Mimarlar mesken değil “hücre” üretiyor. Le Corbusier diyor ki, “Hücreler (konutlar) yirmi, kırk, altmış kat üzerinde dengelenecek.” (*)Le Corbusier, “Büyük kent, her şeyi komuta eder; barışı, savaşı, çalışmayı. Büyük kentler, dünyanın yapıtının üretildiği tinsel atölyelerdir“; “Büyük kent kapan, otomobiller tavşanlardır. Sonunda tavşanların hepsi sıkışacak” da demiştir. İnsanlık kentler üzerinden kapitalizme ayartılmaktadır.

Ömer YılmazLütfi Bergen ile modern kent-kapitalizm ilişkisini ve “kalkınma ideolojisinin” mekansal yansımalarını konuşmuş. Söyleşinin tamamı şuradan okunabilir.

Toprağa göm(dür)ülen kitaplarımız

Yayınlandı: Nisan 2, 2014 / HABER / GÜNCEL
Etiketler:,
Resim
Cumhuriyetin ilk yıllarında hakaret edecekler, yakıp satacaklar diye kitapları tarihi caminin bahçesine gömdürmüş dedelerimiz… 1967’de öğretmen olunca, köye gittim. O zaman işte bu kitapları toprak altından çıkardım. Çoğu el yazması Arapça… Aralarında bin yıllık el yazması dünyada tek olan Buhari nüshası da var.Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşadıkları sıkıntıları anlatan Prof. Dr. Cevat Akşit, İslam’ın temel kaynaklarından Hadislerin yer aldığı Buhari’nin el yazması eserinin de toprağa gömülerek korunduğunu söyledi. İşte Akşit’in anlattıkları: Medreseler kapanınca biliyorsunuz, dedelerimiz hakaret edecekler, yakıp satacaklar diye kitapları tarihi camiinin bahçesine gömdürmüşler.. Denizli Yatağan’da medrese varmış, dedem kitaplar çiğneneceğine, yırtılacağına toprağı kazdırmış gömdürmüş.. Ben de 1967’de öğretmen olunca, köye gittim. 5 ay kaldım. O zaman işte bu kitapları toprak altından çıkardım. Topraklar arasında bunları buldum. Kalan kısmına ulaşabildim. Çoğu el yazması Arapça.. Çini mürekkebiyle yazılmış.. Bunlar arasında yazma eserlerden bin yıllık olan var. Mesela el yazması dünyada tek olan Buhari nüshası var. Hem de bizzat yazan hoca da var, ‘falan tarihte şurda yazdı’ diye bilgi de var.. Burdan (İstanbul’dan) uzmanlar gitti incelediler.. Bakımını yaptılar..

– Kimden duydunuz kitapların gömülü olduğunu?
Toprak altında olduğunu amcalarımdan duydum. Babam Ömer Nasuh Bilmen’e 11 yıl oda arkadaşlığı yapmıştı. Dedelerimiz Akseki’ye bağlı Alanya’dan Yatağan’a gelmişler.. 400 sene dedelerimizin kurduğu medrese hizmet vermiş..

– Atatürk deyince meşrulaştı
1965-67 arasında topçu okulunda yedek subay olarak askerliğimi hatırlıyorum, üç taburda gusül abdestini bilen 8 kişi ancak çıkmıştı. Cemal Tural Genelkurmay başkanı, o zaman askerde herkes 3 saat kumar oynuyor boş vakitlerde.. Ben de bir köşede Elmalı hocanın tefsirini okuyorum. Bir tane binbaşı geldi, ‘Bu nedir?’ diye kızdı, ben, “Atatürk’ün emriyle yazılan tefsir’ deyince ‘öyle mi’, dedi, benim tefsir meşrulaştı. O zaman her gün istediğin kadar okuyabilirsin dedi.

– Günümüzde onlarca şeyh var..?
İsmet Paşa döneminde genelge var.. Allah, Muhammed, İslam ve cihat kullanmayacaksınız denmiş.. Öyle olunca da devir geçmiş cahiller söz sahibi olmuş..

Muharrem Coşkun’un Prof. Dr. Cevat Akşit röportajı
(Star Gazetesi)

 

134. Alay ve dua

Yayınlandı: Eylül 3, 2013 / HABER / GÜNCEL
Etiketler:,

134. Alay ve dua

I. Dünya Savaşı esnasında doğu cephesinde 134. Alay’a verilen sancak teslim edilirken, Müslümanlar ve Hristiyanlar birlikte dua ediyor.

Yayınlandı: Ağustos 23, 2013 / HABER / GÜNCEL
Etiketler:, , ,

Bundan 172 yıl önce,19 Ağustos 1839’da “fotoğraf”, Fransız Bilimler Akademisi’nden Arago tarafından resmen tüm dünyaya duyurulmuştu.Dünya fotoğrafçılık günümüz kutlu olsun.Fotoğrafa gönül vermiş,”güzel gözlü” insanlar..