Türkiye’nin Doğa Uzmanı Serdar Kılıç İle Söyleşi

Yayınlandı: Mart 8, 2015 / SÖYLEŞİ / RÖPORTAJ
Etiketler:, , , , , , , , , , , ,

serdar1

Geçmişin izini sürerek halen doğada yaşayan insanın mücadelesini anlamaya ve anlatmaya çalışan Serdar Kılıç’ın aradığı sadece el becerisi, insan gücü ve üretim değil. Aradığı binlerce yıllık geçmişimiz ile içimize işleyen duygular, gelenekler, öğretiler, hürmet, sevgi, vicdan, saygı ve birlikte yaratılan bir Anadolu kültürü.

 

Söyleşi: Bilge Nur Kenet

serdar2

Doğaya olan sevginiz nasıl ve ne zaman başladı?

Doğaya olan sevgim hiç bitmedi. Çocukluktan beri içimde olan bir şeydir. Şimdiki çocuklar gibi evde, okulda, kitapta, dergide görmedik. Biz toprakla oynardık, sapan yapardık, çiçeklerle temas ederdik. Dolayısıyla çocukluktan beri kopmadan devam etti. Doğa sevgisi herkesin içerisinde olan bir şey ama biz pek belli edemiyoruz. Henüz 12 yaşında iken dedem ile birlikte kurt izlerini takip etmeye başladım. Hikâyelerini dinledim, nerede ve nasıl yaşadıklarını öğrenmeye çalıştım.  Yani çocukların ebeveyn ile büyümesi önemlidir. Baba ile değil, dede ile büyümeli çocuk. Geçmiş ile günümüz arasında uzun bir bağ vardır. Bu bağı çocuk dedesiyle, ninesiyle kapatabilir. Doğayı ve toprağı tanıdıkça onu daha da sevdim. Hayatımın neredeyse üçte birini doğada geçirdim.

20’li yaşlarda Wolftrack şirketini kurdunuz. Aslında bir genç girişimcisiniz. Nedir Wolftrack şirketi? Bize biraz bahsedebilirmisiniz?

Spor kariyerim devam ederken hep bir ayağım doğadaydı, 20’li yaşların sonunda “Wolftrack” şirketini kurdum. 2008 yılı sonuna kadar 8.000’in üzerinde orta ve üst düzey çalışana; liderlik, grup dinamikleri, iletişim ve motivasyon ağırlıklı eğitimler verdim. 2000 senesinde Türkiye’deki ilk 8-16 yaş çocuklar için Serüven ve Doğa Sporları Kampı’nı kurduk ve hala devam ettirmekteyim. İçimde ukde kalmış bir şey vardı. Çocukların koptukları o bağı onarmak için bir tabiat kampı olsun istedik ve hala etkinliklerine devam ediyor.

Wolftrack şirketinin etkinlikleri nelerdir? Ve çocuklara katkısı nedir?

9-16 yaş arası çocuklar mesela bir sapan yaparak doğayla nasıl temas edeceğini öğreniyor. Şimdiki bir öğretmen sapan yaparak bir çocuğa hayvanları öldürebilirsin diyebiliyor. Biz onlara sapan yaparak doğa ile nasıl temas edebileceğini ters bir şekilde gösteriyoruz. Bu yaptıklarımızın çocuklara faydası onlarda büyüdükleri zaman çocuklarını bu şekilde yetiştirecekler. Doğayı tanıyarak, severek ve doğa ile iç içe.

Bu şirketle ilgili size bir fikrim var. Wolftrack şirketini devlet desteğiyle üniversiteye dönüştürmek istermisiniz? İlk öğrencileriniz hazır. (gülüşmeler)

Olabilir. Fikir çok güzel uygulanabilir. Hem dersler işlenecek hem de doğa ile iç içe uygulamalar yer alacak. Gerçekten çok güzel bir fikir.

Sizin kaç çocuğunuz var? Ailenizde doğa ile ilgileniyor mu?

9 yaşında bir tane oğlum var ismi Tibet. O da benim gibi tabiata meraklı. Zaten İstanbul’da orman içerisinde göl kenarında bir yerde yaşıyoruz. Her fırsatta dışarı çıkmak isteyen eve girmek istemeyen bir çocuk. Ama şöyle diyeyim arkadaşlarından çok farklı bir çocuk Tibet. Birkaç programıma da aldım. Ara sıra anlatıyorum. Onun sorularını bir duysanız şaşırırsınız. Onun planı çok iyi bir bilim adamı olmak ve insanlara yardım etmek şimdilik. Eşim de klinik psikolog oda doğaya ilgili ama benim kadar çok doğayla iç içe değil. O biraz daha şehirde kalıyor işinden dolayı.

Gore – Tex test ve ürün geliştirme maksatlı Güney kutup dairesinde 21 gün -60 derecede yaşadınız. Zorlukları nelerdi?

En büyük faktör stres. Stres ile mücadele etmeyi öğreniyorsun. İnsan zor koşullarda kendini tanımaya başlar. Tepkilerini öğrenmeye başlar. Çünkü şehirde biliyorsun her şey hazır ve önüne sunuluyor. Ama tabiatta zorlu koşullarda kalıyorsun. Ben doğada yaşadığım zorlukları seviyorum. Çünkü onlar beni ben yapan şeyler. Tabii ki çok zor şeyler yaşıyoruz yanımda arkadaşlarım öldü, ayaklarım dondu, günlerce susuz ve aç kaldığımız zamanlar oldu. Tabii ki bu sana daha temkinli ve tedbirli olmayı öğretiyor. Ya da stresliyken bu durumdan nasıl kurtulursun mücadelesine girip çok basit şeylere üzülmemeyi de öğretiyor. Çok çabuk kırılgan olmuyorsun kabuğun daha sert oluyor. Mesela köydeki bir insanın üzülmesi için gereken uyarı şehirdeki bir insanın üzülmesi için gereken uyarıdan çok farklı oluyor. En basitinden senin dert ettiğin şeylere oradaki adam gülüyor.

Bütün bu yaptıklarınız deneyimle mi elde edildi?

Hepsini deneyim ve tecrübe ile elde ediyorum. Okumak da bir deneyimdir mesela bir başkasının deneyimini elde etmiş olursunuz. Okuduğunuzu uygularsanız bu daha büyük bir deneyimdir.

İnsanlar doğayı mangal yapma alanı olarak görüyorlar. (gülüşmeler) Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Seminerlerimde en son ne zaman ateş yaktınız diye soruyorum. Her hafta sonu yakıyoruz diyorlar. (gülüşmeler) Algıyı değiştirmek lazım. Doğa sadece piknik alanı değildir. Fotoğraf paylaşıyorum. Öküz arabası, bir ağaç, güzel bir gökyüzü beğenmeyecek kişi sayısı çok azdır. Oradan bir adam atlıyor ve keşke o ağacı kesmeseydin diyor. Ben zaten ağacın kesilmesini isteyen birisi değilim. Ağaç ne zaman kesilir biliyor musun? Meyve ağacı meyve vermeyi bıraktığı zaman kesersin onu da evine bir masa, sandık, sehpa, mey yaparsın. Evrende sesini, görüntüsünü hala yaşatırsın oda yaşamaya devam eder. Ağaç kesilir tabii ki ama zamanı var her şeyin.

Peki, gençlere öneriniz nedir?

Her fırsatta doğaya gidin, memleketinize gidin, büyüklerinizle vakit geçirin, deniz tatillerini bırakın artık. Deniz tatilleri insanı uyuşturur, zorla para harcattırır. Orda Allahın suyuna para veriyorsun ama dağda vermezsiniz. Daha çok insanlık görürsünüz kendi insanınızı tanırsınız.

Survivor günümüzde son derece popüler bir program. Siz bu programı ve orada yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Survivor isim olarak yanlış bir kere onun ismi oyun olmalıydı. Çünkü survivor demek psikolojik anlamda hiçbir yardım olmadan bir insanın bir durumu zorlu koşullarda idame ettirmesi demek. Bu programın kurucusu Mark Burnett’tir. Kendisini tanıyorum. Acun, bu programın haklarını satın alıp Türkiye’de bu programı yapıyor. Bence survivor Türkiye’de en büyük zaman hırsızıdır. İnsanların zamanını çalıyor. Hepsi düzmece. Bunlar yerine içerisinde daha çok tarihi kültürü olan yarışmalar izlenmeli. Acun’da da böyle riske girecek bir durum yok.

Bir sinema filmi üzerinde çalıştığınızı belirtmiştiniz. Biraz bahsedebilirmisiniz?

Filmin konusu şehirdeki yaşantıdan tabiata geri dönmüş bir baba ve çocuğun hikâyesi. Senaryosunu bir arkadaşımla beraber yazıyoruz. Yönetmenliğini de yine bir arkadaşımla beraber yapacağız. Yapımcısı benim. Hem çocukların hem de yetişkinlerin izleyebileceği bir film olacak. Muazzam bir tabiat filmi olacak. Bu sene çekimlere başlamayı planlıyoruz. Bu film kendi gözümden tabiatı ve insanı anlatan bir film olacağı için benim için çok kıymetli.

Bize ayırdığınız zaman için teşekkür ederiz. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? 

Bireysel olarak hangi mesleği seçersek seçelim şimdiden nasıl bir tabiat- insan ilişkisi bekleriz bunu cevaplamamız gerekir. Çünkü 80lere kadar kırsallarda yaşadık. Şimdi sorsanız 40 yaş ve üzerine evde ışığı kapatırken bile elektriği söndür derler. Musluğa musluk demezler çeşme derler hala. Yani onlardan anlayan insanları yetiştirirsek biz kırsaldaki uygarlığı şehre götürecek bir yaşantı çizeriz. Hayvanla, bitkiyle uğraşmak çok zor bir şey değil. Kırsal yaşama yeniden girmek çok zor bir şey değil. Gençler bunu şimdiki çağla birleştirecek yeni fikirler üretmeli. Baktığınız zaman biz genlerimize işlenmiş olan zorla mücadeleyi yeniden buluşturup dünyaya hükmedecek olan imparatorluğu yeniden kurabiliriz.

Reklamlar
yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s