FULİN ARIKAN: “Spiker dediğinizde önce Türkçe gelir.”

Yayınlandı: Mayıs 7, 2014 / SÖYLEŞİ / RÖPORTAJ
Etiketler:, , , , ,

IMG_1040

1990 yılında spikerlik hayatına başlayan ve bu meslek için Ankara Hukuk Fakültesini bırakan Fulin Arıkan, haberciliğin günümüzde çok değiştiğini belirtiyor .Habercilikte tüm bu değişikliklere tanık olduğunu belirten Arıkan,TRT’de çalışmak bir ayrıcalıktır diyor. Ve hala habercilik hayatına TRT’nin spikerliğini yaparak devam ediyor.

Bilge Nur Kenet

Spikerlik mesleğine nasıl başladınız?

Lisedeyken Türkçemi düzgün bulan öğretmenlerim tüm metinleri bana okuturlardı.Öğretmenlerim ilerde büyükşehirlere gidersen mutlaka TRT’nin sınavına gir diyorlardı.Çünkü; babamın işi dolayısıyla değişik yerlerde öğrenimimi tamamladım.Ananem ilkokul öğretmeniydi.Büyükbabam da İstanbul’luydu.Onun için çocukluğumdan itibaren benim Türkçeme çok özen gösterdiler.Onların sayesinde ben Aydın’lı olmama ragmen şivesiz konuşuyordum.Üniversitemi Ankara hukukta okurken TRT sınav açtı.Tarih öğretmenim vardı mehmet hoca.Sınavlara mutlaka gir diyordu.Ben de o sözleri hatırlayarak bir şansımı deneyeyim dedim.Kendimi denemek için girdim.İdealimdi ama avukat olmakta beni mutlu ederdi.Sınavlara girdim hepsini kazandım ve kendimi TRT’de buldum.Sonrada o kadar sınava girip emek sarfettiğim için emeğime kıyamadım.O zamanlar TRT tek kanaldı.TRT’de çalışmak ayrıcalıklı bir şeydi.Avukatlığı bırakarak TRT’ye geçiş yaptım.

Mesleğe başladığınız günden bugüne spikerlik(habercilik) anlayışında nasıl bir değişim yaşandı ve bu değişim sizce iyi yönde mi oldu?

Öncelikli olarak spikerliğin algısı değişti.Benim başladığım yılda (1990) spikerlik, daha çok elindeki metni okuyan buna daha fazla yorum katmayan,konuşmayan sadece okuyan biriydi.Şimdi spikerlik öyle bir şey değil.Artık anlatan, gerektiğinde olay yerinden bilgi veren, konuğunu karşısına alıp kendi sorularını yönelten, kendi programını oluşturabilen biridir.Bir de teknolojinin getirdiği faydalar var.Ben ilk başladığımda daktilo ile yazılmış haber okurdum.Muhabir daktilo yazısını yetiştiremezse yanına elle ilaveler yapılırdı,kabus gibiydi.Prompter dediğimiz araçlar şimdiki gibi çok rahat bir biçimde çalışmıyordu.Onu karşıdan okumakta büyük zorluk çekiyordunuz.Haberin yetişmesinde problem vardı çünkü; günümüz gibi bilgisayar ağı yoktu,telefonla haber iletilirdi.Bir takım şeyler çok değişti.Ben tüm bu değişikliklerin hepsine tanık oldum.

TRT spikeri olmanızın avantajları ve dezavantajları nedir?

TRT spikerliğinin avantajı benim dönemim için söylüyorum, çok özel bir işti TRT’de çalışmak.Çünkü; TRT tekel bir kuruluştu.Üzerimizde bir baskı vardı.Devletin televizyonunda çalışmak kolay değildi.Onun getirdiği bir takım kaygılarımız endişelerimiz vardı.Bu bir dezavantajdı üzerimizde baskı hissediyorduk.Şimdiki gibi kolay değildi.Bir kursu bitireyim sertifika alayım ya da bir güzellik yarışmasını kazanayım gideyim spiker olayım gibi bir şansımız yoktu.Çok iyi olmak zorundaydık. Çünkü; çok iyi spikerler vardı geçmişten gelen, onların gölgesinde kalmamak için daha çok çalışmak ve daha çok kendini göstermen gerekiyordu.Bu bir dezavantaj olabilir.Avantajlı tarafı ben çok saygın bir kurumda başladım.TRT denildiğinde yayıncılığın okulu denir.Hala daha böyle söylerler.Onun getirdiği bir keyif,onurlanma vardı.TRT’ye spiker olarak alınmak kolay olmadığı için eğer siz alındıysanız iyisiniz demektir.Bunun getirdiği bir egosal tatminde vardı.Bunlarda hoş tarafları tabii ki.TRT’de olmak hala farklıdır.Çünkü; çok kurumsal bir yapıdır TRT, yani siz spiker olarak ne kadar bireysel başarınız olursa olsun o kurumun bir parçasısınız ve kurumu temsil ediyorsunuz.Devlet resmiyeti taşıyan bir iş aynı zamanda.

Eski TRT spikerliğinde daha soğuk bir haber sunumu vardı.Günümüzde bu konuda bir değişim yaşandı mı? Düşünceleriniz nedir?

Ben üzerime alınmıyorum.Çünkü; benim dönemimde ben ve birkaç arkadaşım bunu yıktık diye düşünüyorum.Daha çok kendimiz olduk ve seyirci ile daha fazla iletişim kurduk.Samimiyet yayıncılıkta çok önemlidir ama samimiyet ile laubalilik arasında ince bir çizgi vardır.O çizgiyi aşmamak gerekir.Bazı meslektaşlarım kendi kurumum da dahil olmak üzere sempatik olmak,sevimli görünmek için aşırı bir çaba sarfedildiğini ve bazen bunun laubaliliğe ve samimiyetsizliğe dönüştüğünü görüyoruz.

Meslek hayatınızın en zor yayını hangisiydi?

Yakın bir arkadaşımı kaybetmiştim.Kendisi milletvekiliydi, genç bir yaşta tenis oynarken öldü.Onun cenazesini okumak zorunda kaldım.Diğeri Rusya’da bir bestlam faciası yaşanmıştı.Rusya’ya bağlı özerk bir bölgeydi.Çeçen töreristler bir okulu basmışlardı.O okulda okuyan öğrencileri ve çocukları almaya gelen velileri rehin aldılar.Daha sonradan bu annelere iki tane çocuğunuz varsa 1 tanesini alıp çıkabilirsiniz dediler.Anneler çocuklarını seçmek zorunda kaldılar.Geriye kalan çocuklarda Rus güçlerinin bir baskını yüzünden öldüler.Benim çocuğumda o zamanlar çok küçüktü bir anne olarak çok etkilenmiştim.Bir de 17 Ağustos depreminden çok etkilendim.Bu depremde çok ölü haberi verdik,yardım talep ettik,enkaz altından çıkacak olanları bekledik.İnsansınız sonuçta ne kadar profesyonel olursanız olun tüm bunlar çok ağır şeyler.Meslek hayatımda bu üçü çok ağırdı.Zaman içerisinde bunların baskısını daha çok hissediyorsunuz.Sanki daha çok yaşlanıyorsunuz.Biraz daha yaşam enerjiniz sönüyor.Habercilik zor bir şey.Çünkü; iyi şeyin haberi pek olmuyor.

Sosyal medya yaşamımıza girdiğinden beri pek çok sır açığa çıkıyor.Böyle bir dönemde habercilik hala önemli mi?

Habercilik önemini kaybetmedi.Kaliteli ve gerçek haberciliğin önemi daha çok anlaşılıyor.Sosyal medya bu kadar gelişmişken ve bu ağ bu kadar büyümüşken artık kimseden hiç bir şey saklayamazsınız.Onun için tarafsız, dürüst, gerçek habercilik yapmak zorundasınız.Haber merkezlerinin sırtındaki sorumluluk daha fazla.Bunu geçmiş günlerde de gördük var olan bazı şeyleri görmezden gelerek kendilerini komik duruma düşürdüler.Onun için haberciliğin kendisine çeki düzen vermesi gerekiyor.Habercilik ölmez ama kötü habercilik önemini yitirir.

Biz ekran başında haberlerin aktarıldığı kişiler olarak izlediklerimize inanmakta güçlük çekiyoruz.Siz bu işin içinde olan birisi olarak ekran karşısına geçtiğinizde izlediğiniz haberleri inandırıcı buluyor musunuz?

Bazı haberlerde tereddüt yaşıyorum.Bu kadarda olmaz dediğim şeyler oluyor ama hayat o kadar çok şey gösteriyor ki insana hele ki bu işin içerisindeyseniz eğer, bu dünya da olmayacak bir şey yok diyorsunuz.Ama o haberi kimden aldığınız çokönemli.

Peki TRT’ye bu konudaki bakışınız nedir?

TRT’yi güvenilir kanallardan biri olarak değerlendiriyorum.TRT’de tek başına haber iletmiyor tabiki ajanslar var.Zaman zaman o ajanslara bağlı olarak aksaklıklar yaşanabiliyor.Ama genel anlamda Türkiye’nin güvenli kanallarından birisidir TRT.

Sosyal medya kültürünün arttığı günümüzde özellikle klavye dili olarak tabir edilen sesli harflerin yutulduğu bir lisanla kişiler iletişime geçmekte,bu mesleğin içinde olan biri olarak bu durum size neler hissettiriyor? Bu “toplumsal dil yozlaşmasının” önüne nasıl geçilebilir?

Eğer kişiler bunu bir gruba aidiyet olarak yapıyorlarsa ve belli bir süre yapacaklarsa benim için bir sakıncası yok.Bunun uzun vadede yazı Türkçesini ya da doğru ifade kullanmayı engellediğini bilmek zorundalar.Bunu çok fazla devam ettirirlerse bu onların yazım kalitesini düşürür,konuşmaya sirayet edebilir.Yani bu genel geçer bir akımsa eyvallah sözüm yok.Ama uzun süre bu yapılırsa o zaman kişilere olumsuz etkileri olabilir.Bence o sınırı iyi ayarlarlarsa bir problem olmaz.Ben kızıma “mrb” yazma diyorum.Ama o “Annecim çok yorgunum o kadar uzun uzun uğraşamıyorum. Ayrıca arkadaşlarım da böyle yazıyor” diyor.Ben ona yanlış olduğunu anlatıyorum.O bir süre sonra o grubun içerisinden çıktığında bunun yanlış olduğunun farkında olduğu için bir daha kullanmayacak.O yüzden bunu dert etmiyorum.

TRT ve özel kanalların spikerlik alanında haber sunum farkları nedir?

Çok fazla bir fark kalmadı artık.Biz bazı kanallara nazaren Türkçe’ye daha fazla önem gösteriyoruz.İyi br spikerin Türkçesi de iyi olmalı.Düzgün Türkçe bizim olmazsa olmazlarımızdandır.Belki o anlamda biraz daha özen gösterdiğimiz söylenebilir.Ama onun haricinde özgürlükler olarak ya da spikerliğe yaklaşım olarak ben bir fark görmüyorum.

Habercilik günümüzde değişti.Son dakika haberlerinin özensiz hazırlanması veya önceliği hakkındaki düşünceleriniz nedir?

Haberlerde acıtasyona karşıyım ben.Son dakika…son dakika diyorlar ama son dakikaya bakıyorsunuzki Milli Güvenlik Kurulu toplanmış ya da bakanlar kurulu bir araya gelmiş.Çok ciddi bir sonuç çıkar ortaya karar alınır, bunu flaş…flaş diye verirsiniz.Diğer türlü bu bir üçkağıttır.Orada televizyon izleyiciyi ekranın başına kitleyip reytingi yükseltmeye çalışır.Eğer verdiğiniz haber çok önemli ise kimse onun özenli mi değil misine bakmaz.Gerçekten önemli bir şeyi anında vermek çok daha önemlidir.İyice hazırlayıp vermektense önce vermek çok daha önemlidir.Ama dediğim gibi o önemi çok iyi ayırt etmek gerekir.Özel televizyonlar o acıtasyonu çok iyi yapıyorlar.Seyirciyi ekrana bağlamak için bağırıyorlar.Yani o heyecanı haberin aksiyonunu bağıra bağıra vermek haberin temposunu ya da seyircinin habere ilgisini arttırıcı bir şey değildir.Acıtasyondur.

Kitleyi ekrana bağlı tutmak için verilen bir habere göre, verdikleri tepkilerin sahte olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Bazıları samimi olarak yapıyor. Bazıları ise burada şehit haberi var ağlarsam youtube’a düşerim, youtube’a düşersem tıklanma rekoru kırarım diyerek bunu hesap ederek ağlayan spiker var.Ama bunu hesap etmeden gerçekten doğal olarak gözyaşlarını engelleyemeyen spikerlerde var.Bunu anlayışla karşılar ve saygı duyarım.Sonuçta bizde insanız.Ayrıca bir spikerin uzun uzun ağlamaya hakkı yoktur.Gözünüzden yaş süzülür, onu siler devam edersiniz.Spikerlikte şu önemlidir; üzücü bir haber verdiniz onda gülemezsiniz yüzünüzü ona göre ayarlamak zorundasınız.Daha sonrasında “Bahar geldi sayın seyirciler” diyecekseniz yüzünüz asık söyleyemezsiniz.O duygu geçişlerini iyi bir spiker yakalar.İyi bir spiker, yüz ifadeleri haberin içeriğine uyan spikerdir.Bazen görüyorsunuz çok acıklı bir haberi bile güzel görüneceğim diye gülümseyerek okuyan spikerler var.İşte onlar iyi spiker değil.

Ekranda olmak için güzel olmak gerekiyor mu? Örneğin; eski manken Defne Samyeli’ni televizyonda görmeye başladık.Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tabiki de güzellik önemli.Sonuçta göze hitap ediyorsunuz.Kimse, çok güzel türkçesi var,çok yetenekli ama çirkin olsun varsın demez.Bu işin bir realitesi var.Dünya güzeli olmasına gerek yok belki ama izletecek kadar bir güzelliği olmasını herkes bekliyor.Kimse bir şeyi haketmez elde eder.Bu işte herkesin eşit şansı var.Ben, iyi spikerlerin farkı ne,neler yapabilirim diyerek bunları çok iyi gözlem yaparak izledim.Kendimi bu anlamda geliştirmeye çalıştım.Herkes her işi yapabilir ama iyi olan iz bırakır bu işte böyledir.İyi insan marka olmayı başarıyor.Herkes sizi tanıyor.Ekrana yıllarca çıkmazsınız sizi gördüklerinde siz haber okuyordunuz dedirtiyorsanız iz bırakmışsınız demektir.O yüzden ben buna karşı değilim.Heveslerini alsınlar.

İyi bir spikerde ne tür özellikler aranmalı?

İyi türkçe kullanmalı,belli düzeyde iyi bir ses tonuna sahip olmalı,gündemi çok iyi takip etmeli,yaşadığı ortamı ve dönemi çok iyi takip etmeli,analizi ve sentezi iyi yorumlaması ve olayları iyi okuması gerekir.Matematik gibidir bazen habercilik. Çünkü; bir olayın geçmişini bilemezseniz o olayı aktarırken yanlış şeyler söyleyebilirsiniz ya da konuları birbirine bağlayamazsınız.İyi bir spiker sadece iyi bir metin okumaz aynı zamanda gündemdeki sinema filmlerinden de haberdardır.Yani genel kültür çok önemlidir.İyi bir genel kültürünüz varsa bu ekrandan seyiciye de yansır ve saygı uyandırır.Her şey bir tarafa samimiyet çok önemlidir.İzleyiciye o samimiyetin geçmesi gerekir.

Anchormanlik hakkındaki düşünceleriniz?

Önemli olan şu, siz izleniyormusunuz? İzleniyorsanız işinizi iyi yapıyorsunuzdur.Örneğin; Reha Muhtar ile yıllar boyu dalga geçildi ama o dönemde çok izleniyordu.O zamanda senin diksiyonun kötü denilemez.O adamda doğallık ve halka hitap eden bir şey vardır.O bunu kullanarak o işte bir yere gelebilir.Ona ne kadar para verildiğini ben artık tartışmam.Yani o bir şey yapıyordur ve o izleyiciye iyi geliyordur.Reha Muhtar’ın daha güzel bir türkçesi olsaydı onun değeri daha çok artardı.Bunlar iyi ses tonu ve iyi türkçenin doğru olmadığını göstermez.Mesela Beyazıt Öztürk R harfini söyleyemiyor bu onun iyi bir televizyoncu olmadığını göstermez.Kendi alanında gayet başarılı işler yapmaktadır.Eğer spikerse Türkçe’sine bakılır ama muhabir kökenli ise Türkçesi o kadar önemsenmez.Spiker dediğinizde önce Türkçe gelir.

Son olarak eklemek istedikleriniz ve bu işi yapmak isteyenlere ne tavsiye edersiniz?

Onlara tavsiyem hiç bir şeyden yılmasınlar.Kendi donanımlarını çok iyi tamamlasınlar.Kendilerine ne kata biliyorlarsa mümkün olduğunca bunu katmaya çalışsınlar.Asla ben nasıl yapacağım bu işi yapamam demesinler.Hiç kimse doğar doğmaz bu özelliklere sahip olmuyor.Herkes zaman içerisinde bu özelliklere sahip oluyor.Giderek her şeyin özellikle medya sektörünün daha da zorlaştığını hiç unutmasınlar.Medya sektörü küçük bir sektör ve çok gelişen bir sektör değil.Pastanın payları belli.Onlardan pay kapabilmek için çok iyi olmak lazım.Çok iyi olup ben buradayım demek lazım.Mümkün olduğunca bunu yapmaya çalışsınlar.

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s