21.YY. ŞAİRİ KAHRAMAN TAZEOĞLU

Yayınlandı: Ocak 14, 2014 / SÖYLEŞİ / RÖPORTAJ
Etiketler:, , , , , ,

Görsel

 Sosyal medyada 1.ooo.ooo dan fazla takipçisi bulunan yazar/şair kahraman Tazeoğlu, 93 yılında Kadıköy FM de radyo programcılığına başladı.Maddi imkansızlıklar içerisinden bu günlere ulaştığını belirten Tazeoğlu, her zaman güler yüzlü ve sıcakkanlı davranışlarıyla hayran kitlesini gün ve gün arttırmaya devam ediyor.14 Mart Perşembe günü Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) kültür merkezine gelen ve 600 kişilik kültür merkezine 1500 kişinin katılımıyla güzel bir seminer gerçekleştiren Tazeoğlu kendisini insanların ruhunu eğiten bir eğitim gönüllüsü olarak tanımlıyor.Çevresindeki insanların desteği ve yazma arzusu sebebiyle  bu günlere gelebildiğini  belirten Tazeoğlu genç şairlere öncelikle şiir kitapları okumalarını öneriyor.

Kahraman Tazeoğlu kimdir?

Şiire gönül vermiş, edebiyata gönül vermiş aslında bir eğitim neferi çünkü toplumlara, insanlara, bireylere yazarak ulaşmak onları eğitmektir aynı zamanda. Eğer yazar olmasaydım mutlaka bir eğitimci olurdum. Ama insanlara yazılarımla ulaşıp onların ruhunu eğitmeye çalışıyorum. Bu yüzden kendime bir eğitim gönüllüsü diyorum.

Sizin şiirlerinizi kim okursa okusun kendisinden bir şeyler buluyor nedeni nedir?

İplik fabrikasında çalışan bir arkadaşım olduğunda da kendinden bir şey bulmalı, üniversitede dersine gidip gelen öğrencide, sokakta simit satan adamda mutlaka kendinden bir şey bulmalı; çünkü sizin yaşadığınız hayatların ortak buluştuğu bir payda var. Ben o paydanın içinden geliyorum belki benim kadar zorluk çekmediniz, belki ailelerinizin durumu benim ailemle karşılaştırıldığında çok daha iyiydi, belki o zaman ihtilal olmamıştı ülkenin durumu daha iyiydi; ama sonuçta sizde bir yalnızlık çekiyorsunuz, aşk acısı çekiyorsunuz, bende çektim. Siz ne yaşıyorsanız bende yaşadım. Sadece ben duygularımı sizden önce ifade ettim. Siz o kitabı o şiirleri okuduğunuzda “işte bu benim yaşadığım.” dediniz. Belki 3-5 sene sonra siz benim yazdığımı yazacaktınız. Aşk dediğiniz duygu son kitabımda da yazdım. “Aşk herkes için aşktır ama aşk her yarada başka kanar.”bazı farklılıklarda bu yüzden oluyor. Benim aşkı algılayışım o yüzden farklıdır. Yine yazdıklarımdan örnek vereyim. “Biz aslında aşk değil aşksızlık acısı çekiyoruz.”

Şiirleriniz de aşka ve aşk acısına bu kadar yoğunluk vermeniz aşka âşık olduğunuzun bir göstergesi midir?

Aşkın içinde her zaman acı vardır. Acısı hissedilmeyen aşk, aşk değildir derim ben her zaman. Çünkü toplumlar ve insanlar acılarını ifade ettiklerinde ortaya bir sanat eseri koymuş olur. Mesela türküler böyle çıkmıştır ortaya o insanlar aslında acılarını dile getirmiştir. Ve yüzyıllar öncesinden yakılmış olan o türküleri biz bugün hep bir ağızdan söylüyoruz. Çünkü onların içinde acı var. Aşkta da bu böyledir.

Size günümüzü gösterip böyle bir yaşantın olacak deselerdi ne düşünürdünüz?

Bir kere inanmayacağımı söyleyeyim. Çünkü zamanın şartları hiçte buna inanabileceğim bir atmosfer değildi o zamanlar. Ama tabii ki de çok şey değişiyor. Ülkede ki dengeler değişiyor, teknoloji değişiyor, insanlar değişiyor, toplumun değer yargıları değişiyor, her şey değişiyor. Zaten sürekli bir değişim ve devinim içerisindedir toplum. Siz bu değişim içerisinde o değişimin neresindesiniz bunu iyi görmeniz lazım. Bu değişimin içerisinde o değişime çok fazla ayak uydurmadan ve en önemlisi kendinizi geliştirmeden geçen yılki kahraman’ın üzerine bir sonraki yıl bir kahraman daha koymadan yaşamışsanız hem hayaldir o günlere gelmek hem de gerçekten gelmez. Biraz şansla da alakası var.1993 yılından sonra şans bana güldü. O yıl Türkiye’de özel radyolar açıldı ve ben ilk Kadıköy FM de işe başladım. Size şu anımı anlatayım. Bir yaz gecesi arkadaşımla balkonda oturuyoruz. Gece 3 evde herkes yatmış biz arkadaşım muratla balkon sohbeti yapıyoruz. Arkadaşımın annesi kalktı. Mutfağa su içmek için geldi. Ben de hala arkadaşıma bir şey anlatıyorum. Annesi dedi ki: Oğlum murat hadi kapatın o radyoyu da yatın dedi, hâlbuki konuşan bendim.(gülüşmeler)

Bir hayalimdi radyoculuk o zamanlar TRT’yi çok severdim ve dinlerdim. Özel radyolar açıldığında hiç unutmuyorum ilk defa hayatımda bir radyo görecem. Kadıköy FM’e gittim. Gözümde o kadar büyütmüşüm ki radyo dediğiniz yer daireden bozma küçücük hatta genel yayın müdürüyle elemanlar su savaşı yapıyordu ben içeri girdiğimde. Dedim bu mu radyo? Bu mu müdürler? (gülüşmeler)

O dönem seni intihar ettim şiirini yeni yazmıştım. O şiiri okudum ve o şiirle benim radyoculuğum başladı. Şiiri dinledi su savaşı yapan müdür ve hemen bu gece başlıyorsun dedi. Ondan sonra hayatımda her şey değişmeye başladı. Kuaförlük yapıyordum. Mesleğimde de iyi bir yerdeydim çok iyi fön çekiyordum mesela.(gülüşmeler)radyoculuk bana yazdıklarımı megafona taşıma imkânı sundu. Ben 17 yaşımda yazmaya başladım. Fakat yazdıklarımı gün yüzüne çıkartmıyordum.

Bugünkü olgunluk ve düşünce tarzınızla o yıllarda olmayı ister miydiniz?

İsterdim. Keşke şu bilgi ve birikimimle 93 yılında olsaydım.

21.yy. şairi olduğunuzu söylüyorsunuz. Bu yüzyılın şairi olmaktan mutlu musunuz?

Aslında bunu ben söylemiyorum, söylüyorlar öyle olduğumu ifade ediyorlar. Tabii ki de bundan kim mutlu olmaz. Öyle görüyorsa eğer birileri beni ne mutlu bana. Ama tabi bunun sorumlulukları da çok büyük. Bu sorumlulukları da omuzlarda taşımanın vermiş olduğu bir stres var açıkçası. Çünkü her kitapta okurunuzun karşısına daha iyi şeylerle çıkmalısınız hele ki sizi okuyan kesim böyle genç bir kesimse gençlere daha çok söyleyeceğiniz sözünüz oluyor. Gençlerin peşinizden geldiğinde sizin söylediğiniz, ağzınızdan çıkan, kaleminizden çıkan her sözü düstur bildiklerinden ötürü sorumluluğunuz bir kat daha artıyor.

Neden tek tür kitap değil de, birçok türü içinde barındıran kitaplar yazıyorsunuz?

Kendimi deniyorum şuanda en sonunda tarzımı bulucam.(gülüşmeler) ben böyle seviyorum. İnsanlara hem şiirle hem hikâye ile hatta hem de romanla insanlara ulaşmak benim hoşuma gidiyor.

Kişilerin duygularını ifade edememesini ve hissettiği gibi davranamamasını neye bağlıyorsunuz?

Aslında bu bir tür çaresizliktir. Kelimeler ve kelimelerin gücü çok önemlidir. Eğer kendimizi ifade edebilecek donanıma sahip değilsek işte o ifade güçlüğü hâsıl oluyor. İnsanların kitap okudukça bu güçsüzlüğü ve çaresizliği aşacağını düşünüyorum. Çünkü kendimizi ifade edebilmenin yegâne temeli ve aracı kelimelerdir. İnsanlar cümlelerle kendini ifade eder. Meramını dile getirir. Eğer dağarcığınızda derdinizi anlatacak kelime yoksa kendinizi başka türlü ifade etmeye başlarsınız. Hatta bu toplumdaki şiddete kadar bile gidiyor ki bunun örneğini de görüyoruz. İnsanlar içindeki yalnızlığı ve çaresizliği hem örtebilmek hem de dile getirebilmek için daha çok okumalı kelimelere daha çok sahip olmalıdır.

Ablanız siz şiir yazmaya başlayınca şiir yazmayı bırakmış. Nedeni nedir?

Pes etti. Çünkü baktı şiirle dalga geçen bir kardeşi varken o kardeş kendisinden daha iyi şiir yazmaya başladı. Oda pes etti ve bıraktı şiiri. (gülüşmeler)

Aşağıda verdiğim kelimelerin sizde uyandırdığı mana nedir?

Zaman: Zaman değince koskoca bir evren gözümün önüne geliyor. Çünkü zaman sadece bu dünyada ve bu dünyanın değerleriyle yaşadığımız, içinden geçtiğimiz süreç değil. Ben bunu bütün bir evrene yayıyorum. Ve zaman değince aklıma hakikaten koskoca bir evren ve o evrenin içerisinde belki de toplu iğne başı kadar küçük olabilecek insanlar geliyor.

Mavi: Aşk           Araz: Hüzün         Kader: Alınyazısı

Bir röportajınızda “Aşk 10 saniyedir” demişsiniz. Nedeni nedir?

Aslında bunu kitabımda da uzun uzun anlattım. Çünkü ilk bakışta insanların gözlerinden aldığı elektrik, kalbinin hızlı atması, midesinde kelebekler uçuşuyormuş gibi hissetmesi hissi, eğer iki kişi devamlı o hissi birbirlerini gördüklerinde yaşarlarsa o his onları öldürür. Ama aşkın görevi budur zaten o bu duyguları 10 saniye yaşatır sonra yerini sevgiye bırakır ve gider.

En sevdiğiniz şiiriniz hangisidir? Neden?

Şiirler şairlerin çocukları gibidir. Anne-baba nasıl bir çocuğunu diğerinden ayıramıyorsa şiirlerimde benim için öyle hiçbirini birbirinden ayıramıyorum. Onların hepsi benim çocuklarım, yaşamım, geçmişim daha doğrusu aslında onların hepsi ben.

Genç şairlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Genç şairlerin şairlik yolunda attıkları adımlar gün geçtikçe aslında daha da zorlaşıyor. Çünkü çok fazla şiir yazan var. Çok fazla şair olduğunu iddia eden var. Gençler arasında şiirin giderek seviliyor olması benim için umut verici ama aynı zamanda yazdıkları ürünlere bakınca bazılarının şiirde çok zayıf olduğu ama kendilerine şair demekten de geri kalmadığını görüyorum. Bu yanlışa düşmesinler şiir yazmaktan ziyade şiir okumaktır önemli olan. Ben genç şairlere yazmaktan önce okumayı tavsiye ediyorum. Bir müddet kâğıdı kalemi bir kenara bıraksınlar ve okusunlar. İnanın bu ülkede şiir yazdığını iddia eden insanlar, sadece onlar şiir kitabı okuyabilseydi. Şiir kitapları bu ülkede en çok satanların zirvesinde olurdu.

                                                                                                BİLGE NUR KENET

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s