Medeni milletlerin 19’uncu yüzyılda tamamladıkları dialektoloji (şive, lehçebilim) ve tarihi gramer çalışmaları Türkiye için hayal olan alanlardır. Bu durum aşağı yukarı Asya’daki cumhuriyetler için de geçerli bir durumdur. Sizin anlayacağınız Türklerin dillerini ihmal etmesi bize okulda öğretilen türden değil, daha ciddi bir boyuttadır. Maalesef 1930’lardaki dil tetkiki, dil araştırmaları heyecanı, dil kurumları ve Türkoloji bölümü ile ilgili bölümler bu sorunları çözümlemekten uzak başlangıç olarak kalmıştır.

Bugün dahi bu alanlarda çok yavaş ve az verimle çalıştığımız, gerekli sayıdaki dili öğrenmek ve öğretmek konusunda yaya kaldığımız açıktır; mesela 21’inci yüzyılda on milyonlarca insan tarafından konuşulan bu büyük dilin etimolojik bir lügatı (yani kelimelerin kökenini gösteren) çıkmış değildir. Ve mesela Profesör Andreas Tietze’nin yarım kalan lügatının bile derlenip yayına hazırlanmadığını belirtmek gerekir. Bu Türk Dil Kurumu’nun görevidir. Aynı kurumun Türk dilinin fonetik laboratuvarını kurması gerekmektedir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s